ÇAVDAR TARLASINDA ÇOCUKLAR/ J.D SALINGER

ÇAVDAR TARLASINDA ÇOCUKLAR/ J.D SALINGER

Kitabın ismini arattığınız zaman karşınıza çıkacak olan alıntıyla başlamak istiyorum. Kitapları popülerizmin dar ağacında sallandıran türden bir alıntı.

“Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.”
Bence de.
Peki Çavdar Tarlasında Çocuklar?

Salinger, çok yakın arkadaşı, kapı komşusu, oda arkadaşı olmak isteyebileceğiniz türden bir adam sanırım. Ben istemem. Hayır, aslında çok yakın bir arkadaşından ziyade onu uzaktan izleyebileceğim, her zaman takıldığı o pejmurde mekanların tekinde silik bir insan olmayı çok isterdim. Çünkü o silik şeyleri kara tahtaya, beyaz tebeşirle yazmayı çok iyi beceriyor.

Kitap ana karakterimiz Holden’ın ağzından –aslında tam bir sokak ağzı- yürüyor. Bu denli rahat bir dille nasıl bu kadar tedrici bir kitap ortaya çıktığını günlerce sorguladım. Kerte kerte işlenmiş olay örgüsü. Ağır, süslü tümceler yoktu. İşin ilginç yanı sizi hayrete düşürecek tek bir konu bile yoktu. Ama kitabın elimden akıp gittiğini somut bir şekilde hissettim. Kitabın son sayfasını okurken afallamıştım. Otobüs durağında tanıştığım ve yol boyu hikayesini dinlediğim biri, yanı başımda gibi hissettim. İnmem gereken durağı da kaçırmış gibiydim.

Çavdar Tarlasında Çocuklar bir sıralama yapacak olsam sıralamaya sokmaya cürret dahi edemeyeceğim bir yere sahip bende. Okuyanlarınız yada okuyucak olanlarınız varsa, çok abarttığımı düşünebilirler. bu beni deli ediyor. Tıpkı Holden gibi.Ve eğer bir şeyler bir gün gereğinden fazla ağır, dolu dolu, zengin bir hal alırsak tüm bunlardan sıyrılmak üzere elime alıp çocukluk arkadaşımla telefonda konuşuyormuş gibi hissederek sıradanlığa, süsten uzak bir dünyaya geçebileceğim  bir boyut niteliğinde. Kulağa sıradan mı geliyor bilmiyorum ama kimseyle paylaşmak istemeyeceğim paylaşsam dahi bana hissettirdiklerini başkalarının hissettiremeyeceğini  düşündükçe canımı sıkan, kaşlarımı çatmama sebep olan bir kitaptı.

“Buyrun işte; bu da beni acayip hasta eder yani. Siz kompozisyon yazmada iyisinizdir, birileri de kalkar, böyle noktalardan, virgüllerden söz eder.”Aslında Holden’ı oldukça şey hasta eder. Ve koca 198 sayfa bana bir otobüs yolcuğu kadar geldi, dumura uğradım da diyebilirim. Ve size yalnızca okumanız gerektiğini söyleyebilirim. İşte bu denli sade bir dille anlatabilirim. Süsleyemem, afilli cümleler kuramam. Aslında sevdiğim kitapları paylaşmaktan nefret ederim, “ bak bu benim içim” dermişim gibi gelir. Bu da sıradan bir cümleydi. Tıpkı ben gibi. Kitabı okurken biraz da küçülmüş hissettim doğrusu. Her satırdaki normallik, biraz da küçük hissettirdi bana. İşte öyle bir anlatamıyorum ki size…

Holden'ın da dediği gibi, “Veya üstünde gökkuşağı renkleri oluşan bir su birikintisi  görmüş olurdunuz. Diyeceğim, değişik bir şey olurdu sizde; demek istediğim şeyi anlatamıyorum. Anlatabilsem de, anlatmayı isteyeceğimden pek emin değilim.”


Çavdar Tarlasında Çocuklar
J.D.Salinger
Çeviren:Coşkun Yerli
yky yayınları
198 sf.




Yorumlar

Popüler Yayınlar